KÜNYE HAKKIMIZDA REKLAM
Menü
Türkiye'nin Acı Tablosu | Efe Sökmen
Efe Sökmen

bilgi@kamupress.com

Türkiye'nin Acı Tablosu

TÜİK 2019 verilerine göre, Türkiye'de okuma yazma bilmeyen vatandaş sayısı toplam 2.020.390 kişi Türkiye’nin acı tablosu olarak kayıtlara geçmiştir.

Genel olarak okuma yazma bilmeyenler haritasına bakacak olursak en fazla Güney Doğu ve Doğu Anadolu bölgeleri başı çekmekte, bunun yanında İstanbul'da ise 244.848 gibi küçümsenemeyecek bir eğitimsiz kitle mevcut.

Atatürk’ün, 29 Ekim 1923 akşamı cumhuriyet ilân edildiği günden beri ‘’Eğitim, kültür ve bilgi aydınlığa açılan en geniş penceredir.’’ Sözünü ülke olarak kendimize şiar edinme bilincine ulaşamadık... Türkiye’de eğitimsizlik için belediye kurslarının açılması, kız çocuklarının okula gönderilmesi gibi kampanyalar yürütülerek eğitimsiz kitle sayısı azaltılmaya çalışılsa da hâlen büyük bir kesimin okuma yazma bilmemesi toplumsal bir sorun ve tehdit olarak algılanmalı. Türkiye’nin 2019 yılı bazında doğurganlık haritasını inceleyecek olursak eğitimsizlikle paralel giderek yine Doğu Anadolu bölgesi, özellikle Siirt ve Diyarbakır ön plana çıkmaktadır. Ülkelerin genç nüfus kapsamında, doğurgan olması çok önemli bir etkendir fakat bu genç nüfus eğitimsiz olduğu sürece nüfusun artması iyi olmaktan ziyade tehlikeli bir hâl alabilir. Yine haritayı incelediğimiz zaman 2019 yılında işsizlik oranının en fazla olduğu il %30.9 gibi bir oranla Siirt karşımıza çıkıyor. Eğitimsizlik, doğurganlık ve işsizlik aynı paralelde birbirinin halkaları olarak devam ediyor.

Doğu bölgelerinden, batıya özellikle ön plana çıkan Antalya, Ankara ve İstanbul illerine göç edenler çok fazla bu durum niteliksiz işçi çalıştırma, istihdam, sağlık hizmetleri, eğitim, altyapı vb. konularda toplumsal bir sorunu tetiklemektedir. İşsiz nüfusu ve eğitimsiz nüfusu yaşadığı ilde istihdam etmek ve eğitmek devlet bir politikası haline getirilmelidir. Türkiye’de üniversite mezunu olup iş bulamayanların sayısı bile, 1 Milyon 350 bine ulaşmış durumdayken eğitim sistemi için köklü reformların çalışması bir an önce başlatılmalıdır. Aynı zamanda üretimi teşvik eden çalışmalar yapılmalı teknolojik gelişme, tarımsal üretim, sanayii ürünleri üretimi kapsamı genişletilmeli aynı zamanda ülke kaynakları en iyi şekilde kullanılarak her alanda ülkesel gelişimin önü açılmalıdır. Çağdaş medeniyetler seviyesinde yer almanın önemine Atatürk şöyle değinmiştir; ‘’Asla şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük medeni özelliği ve büyük medeni kabiliyeti bundan sonraki gelişmesi ile geleceğin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.’’

‘’Bir milletin kültür düzeyi üç safhada; devlet, düşünce ve ekonomideki çalışma ve başarılarının özüyle ölçülür.’’

Türkiye'de 2020 yılı itibarıyla 206 üniversite vardır. Bu üniversiteler her yıl yüzbinlerce mezun vermektedir. Bu mezunların çoğu aylarca belki de yıllarca iş aramakta ve mezun oldukları bölümlerle ilgili iş bulmakta zorluk çekmektedir. ‘’Devlet’’ burada devreye girerek üniversitede ki bölümlere yönelik iş sahaları açmalı ve bu kadrolara yetenek sınavı ile personel alımı yapmalıdır. Üniversiteden mezun olmuş ama yeterli donanıma sahip olamayan bireyler bu kadrolarda işe girememelidir. ‘’Düşünce’’ Üniversite mezunu olan her birey yeterli donanımda olmayabilir fakat bu kendisinden kaynaklanıyorsa sorun bireyde demektir. Türkiye’yi temel alacak olursak sorunun büyük kısmı üniversitelerin, öğrencilere yeterli mesleksel donanımı verememesinden kaynaklı bunun kökeni ise eğitim sistemine dayanmaktadır. ‘’Ekonomi’’ Devlet üniversiteleri ve öğrencileri bir gelir kaynağı olarak görmemeli bunun için; KPSS, ALES, TYT… vb sınavlar için alınan fahiş rakamlar cüzi miktarla indirilmeli ve kurumlar kendi istihdam edeceği personeli için yetenek sınavı yapmalıdır. Bu şekilde nitelikli personel devlet kadrolarına yerleşecek, işsizlik azalacak, eğitimsiz birey sayısı aynı doğrultuda azalacak ülke tüketmekten ziyade, üretmeye başlayacak ve ekonomi bu sayede hak ettiği değere ulaşacaktır.

Türkiye sağlık sistemi, ulaştırma ve haberleşme, savunma sanayii gibi en önemli alanlarda elde ettiği kurumsal başarısını bir an önce eğitim sistemi için de büyük bir kaynak ayırarak planlı bir çalışma ve reformları gerçekleştirerek elde etmelidir. Bu sayede Avrupa’nın ve küreselleşen dünyanın sayılı ülkeleri arasına girme noktasında büyük bir adım atmış olacaktır.

Sonuç olarak her işin başı eğitimdir. Eğitimsiz toplumlar cahil kalmaya, kapital devletlerin maşası olmaya mahkumdurlar. Eğitimin temeli ailede başlar hem manevi hem de bilgisel düzeyde her birey ilkokul çağlarından itibaren eğitilmeye başlanmalı ki ülke refaha erebilsin…


        YORUMUNUZU PAYLAŞIN



2023'te Kimi Cumhurbaşkanı Olarak Görmek İstersiniz?

2023'te Kimi Cumhurbaşkanı Olarak Görmek İstersiniz?